40 saat

garip hesap içine düştük gece vakti
yanıldık yanıldık tövbeler yaktık
herkes gördüğüne lal oluverdi
yakıldık yakıldık yanılgı sandık
yüzündeki üçyüzyetmişdörde geceler değdi birkaçı mavi
sarıldık sarıldık da farkına vardık
uyandık uyuduk unutacağız sandık oysa uyanırken hatırladık
serçe parmağıma sarınarak öğretilirmiş bana: babalık
biraz daha gelsen buradasın sanmıştık havva
işte öyle anaçtın ademin bin yıllık pişmanlığına
kendi yarattığımız cennet uzuvlarında
su içmiş durgunluğuna yattığımızda
ellerin dudakların fransızca
yakılıverir ortalık bomba atılmış hiroşima
dünyevi mevzuları tartarız zamansızlıkta
ölülerimiz bir ezanda hortlatılır
binaltıyüzlü yıllarda aşıklar
senin aruzlarında boyunlarından döne döne asılır
gözlerin bir kuşun bakışlarını hatırlatır
konuşur da burada çaresizliğimiz
aşamalı aşamalı yürüşüp gülüşürler
zihnimizde koca koca atlar gelir nalları takılır giderler

5pm - 8/5/12 |

öldükçe

niyetlerine hoş olmayan şeyler iliştirilenlerdeniz biz
mendilimizin içlerinde büyükanne çığlıkları taşırız
ve çakımız her zaman sağ ayakkabımıza sıkışmıştır
dertlerimiz kaç arşını gölgeler kimse bilmez
biz sustuktan sonra ağlayan çocuklarız
kibrimiz kibir havuzlarının içine mühür olur
kırılmadıkça ses etmeyiz
kalbimiz
yeniden konuşacak olursa birilerine
her zaman dinlenecek şeyler vardır deriz susarız
ve biliriz
söylenecek şeylerin bittiği tohumları ekilirse buraya
pek çok geveze yok olur gider ölü tarihi dünyalara
dakikalarla kaçırırız birleşik düşünce anlarımızı
biz günün en pırıltılı ışıklarını gece vardiyalarında
kırık tabaklarımızda harcarız
köylere ve kasabalara diller veririz ayrıca
onlara onlara ve onlara da
küçük kız çocuklarını
kalbinin yeşil-beyaz-pembe esintili bahçelerinde sevinirken görürüz
merhabalaşma küfründe tüketiriz masumane durağa ırak hırslarımızı
öldükçe büyürüz

10pm - 5/5/12 |

hakkında

siyahı ve halen daha ona bir şeyler öğretmekte olan ankara topraklarında karalamayı sever.

derin bir iletişimsizlik içerisindedir.


tüm haklarını gömdüm.